Bir Bordo Mavi hikayesi…

…Maç bitti. Son düdük çaldı. 2021-2022 futbol sezonun şampiyonu Trabzon. Umudun. İnadın. Sevdanın takımı Trabzon…” sözleri Bordo Mavililerin Antalyaspor karşısında 2-2 beraber kalarak lig şampiyonluğunu televizyon ekranından ilan edilişiydi. O an yaşadığım karmaşık duyguların aynısını yıllar önce çocukken 97 yıllında babamla beraber Hüseyin Avni Aker stadında Trabzonspor’u ilk kez canlı seyretmeye gittiğimde yaşamıştım. Rakip yine Antalyaspor’du ve o karşılaşmada 2-2’lık skorla sonuçlanmıştı.

Şampiyonluk gemisi bir kaç kez limana yaklaşmıştı ama iç ve dış kaynaklı sebeplerden dolayı bir türlü kıyıya tam yanaştırılamamıştı. Ancak o gemi elbet bir gün gelecekti. O umuttu hiç kaybetmemiştik. Hep onun hayalini kurmuştuk. Bizi çok beklettiysede ‘O sene Bu sene’ diyerek kupa sonunda Karadeniz’e gelmişti.

Ben 6 yaşımda iken dedemin nami değer Hacı Babam’ın ‘Trabzonspor’lusun’ sözleriyle bordo mavili renklere gönül imzamı atmıştım. Uzak diyarlarda tuttuğunuz takımın desteklenmesin ayrı bir hikayesi olduğuna inanırım. İşte sizlere Londra’da doğup büyüyüp ama Trabzonspor’a aidiyet duygusu taşıyan bir yetişkin çocuğun anılarından oluşan hikayesi…

İlk okul son sınıftayken düzenlenen futbol turnuvasında Trabzonspor formamla yer almıştım. Beyaz rengindeki formanın üzerine bordo mavi çizgiler işlenmişti. O dönem Hami Mandıralı benim futbol kahramanımdı. Onun forma numarası olan 10’u üzerimde taşıyordum. Uzaktan sert şutlarıyla biliniyordu ki ‘Bombacı’ lakabını almıştı. O’na özenerek turnuvada Hami vari bir gole imza atmıştım.

Ben orta çizgiye yakın bir yerde bulunuyordum. Taç atışı o noktaya atıldı. Topun yere değmesine izin vermeden gelişine sağ ayağımla sert bir şekilde vurmuştum. Top rakip kaleye paralel halinde giderek kale direğine çarptı ve kalecinin çaresiz bakışları arasında ağlarla buluşmuştu. Seyirciler arasında yer alan kız kardeşime sağ elim havada koşarak golün sevinici onunla beraber yaşamıştım. Hami gibi bir gol atmışken onun sevincinde yapmazsak olmazdı. Attığım golde turnuvanın en iyi golü seçilmişti.

O yıl Trabzonspor’un tarihinin en kötü sezonunada tanıklık etmiştim. 11 yaşımdayken küme düşme korkusunu yaşamıştım. Ligin bitimine iki hafta kala Bordo Mavililer ligde kalmayı garantilemiştiler ama ben o süreçten etkilenmişti. Rahmetli Hacı Anneannem üzüntüme dayanamayıp Trabzon’u daha tutmama telkininde bulunmuştu. Kulübe veda etmiştim ama ayrılığım fazla sürmedi. Dayanamamıştım. Geri dönmüştüm. Sevdiğini kolay kolay bırakamıyacağını o yaşlarda anlamıştım.

Eğitim hayatım boyunca Türkçe konuşan öğrenciler arasında genelde Trabzonspor’u destekleyen tek taraftar olarak biliniyordum. Üç büyüklerden birini tutmak kolaydı ama beni bordo mavililere bağlayan ise o renklerin bir duruşun simgesi olmasıydı. Ülke futbolunda İstanbul hegemonyasını sonlandırıp Anadolu devrimini gerçekleştirerek statükoya karşı gelmesi ve sadece Trabzon’luların değil Türkiye’den Dünya’nın her köşesine yayılan bir tutkunun şarkısıydı.

Belki bir abartı olarak görünebilir ama Trabzonspor’un şampiyon olma olasılığını benim evlenme olasılığımdan daha yüksek görüyordum. Şampiyonluğu nasıl kutlayacağız derken kendimi kulübün düzenlediği şampiyonluk kutlamalarında sahne alan Demet Akalın’ın ‘Kulüp’ ile ‘Çalkala’ şarkılarıyla sergilediğim dans figürlerine kendim bile şaşırmıştım 🙂 Kupa töreninde futbolcular, teknik heyet ve yönetim kendi seçtikleri şampiyonluk şarkılar eşliğinde taraftarların karşısına anons edilerek çıkmıştılar. Benim Trabzonspor’un şampiyonluğunu anlatan şarkı seçimim ise aynı renklerin sevdalısı olan Kazım Koyuncu’nun ‘Ben seni sevduğumi dünyalara bildirdum…’

NOT: Merak edenler içinde bu hikayedeki yetişkin çocuğun fotoğrafı 🙂

 

YAZI: HÜSEYİN H. KAYA
ANA FOTOĞRAF: MATTHEW ASHTON – GETTY IMAGES