Yaşam piyangosunu kaybeden mülteciler

Hiç kimse insanoğlunun boğularak can verdiğini haber bültenlerinden tekrar tekrar tanıklık etmek istemez. Bazıların gözünde mülteciler manevi değeri olmayan birkaç veriden ibaret. Bir kısmı içinde Avrupa’dan uzak tutulması gereken ‘sülükler topluğu’ olarak görülüyor. Yani anlıyacağınız insan değiller. Mülteci kelimesi canavaştırlışmış bir kelime olarak karşımıza çıkarılıyor. Çoğu insan için mültecilerin ölümü basit bir suç olarak görülüyor. Tabi bunların yasını kim tutar ki?

Yüzlerce sığınmacının denizde boğularak ya da kamyonlarda havasızlıktan can veriyor. Bu ölümlere karşı önlem alma konusunda tek garantinin daha fazla mültecinin bu şekilde can vereceği olmasıdır. Onların son anlarını bir hayal edin. Rahatsız oluyoruz değil mi? Bizler zor hayat koşullardan kurtulmak için kaçan bu insanlara yönelik daha ılımlı bir muamele görmelelerini diliyoruz. Ama malesef kamoyunda bu algıyı yerleştirmekte başarısız olundu. Bu başarısızlığın sonucuda ölüm…

Bu tartışma istatistikler ile kazanılamaz. İnsanlara Avrupa’daki mültecilerin dünya mülteci nüfusun sadece küçük bir bölümünü kapsadığını diyebiliriz. Veya gelişmekte olan ülkelerin bu oranın yüzde 86’ya ulaştığını belirtebiliriz. Yani bizden daha küçük ve yoksul ülkeler kendi topraklarına daha fazla mülteciler barındırıyorlar. Örneğin Lübnan 4.5 milyon nüfusuna rağmen yaklaşık 1.5 milyon Suriyeli mülteciyi barındırıyor. Ama bu verilere rağmen insanların tutumlarını değiştirmekte yardımcı olmuyor. Bunu mültecilerin hikayeleri anlatarak değiştirebiliriz.

Sağcı gazeteler mültecileri hoş görmeyen ve aşırıya kaçan haberlerin peşindeler. Bizler bu yayınlanan haberlere karşı veriler ile yanıltmaya çalışıyoruz. Ama aslında bizler veri göstermek yerine onların ismini, yüzlerini, hedeflerini, korkularını, sevgilerini ve neden kendi ülkelerinden kacdıklarını anlatan hikayeler yayınlamalıyız.

Evet bu uluslararası insanlık dramında onları zengin ülkelere paraşütleyerek kurtarmak çözüm değil. Batının Irak ve Libya gibi bölgelerde yaratığı bu sorunu düzeltilmesi için sorumluluk alması gerekiyor. Bizler insanların ülkelerinden kaçmak zorunda kalmaları konusunda devletimize daha fazla çözüm üretmeleri konusunda baskı yapmamız lazım. Özellikle İngiltere’de göçmenlerin ve mültecilerin yoğun yaşadığı topluluklarda ekstra yardım ve destek sağlanması gerekiyor.

Ama bu sefalet devam ettiği sürece insanlar kaçmaya devam edecektir. Ve sadece küçük bir kısmı kurtulacaktır. Eğer bizler bu insanlara yardım etmek istiyorsak o zaman kamoyunun görüşünü değiştirmeliyiz. Bunu başaramazsak o zaman daha fazla kadın, erkek ve (Suriyeli Alan Kürdi gibi) nice çocuklar yaşamlarının son saatlerini suda boğularak veya kamyonların arkasında havasızlıktan ölerek sürdürürler. Bu hikayeler bizlere mültecilerin sadece verilerden ibaret olmadıklarını hatırlatır. Ve unutmayalım ki mülteciler’de insandır…

Yazi: Owen Jones – The Guardian / Grafik: Simon Kneebone

*Kaptan “Nerden geliyorsunuz?” Mülteciler “Dünya’dan”

Reklamlar