İngiliz komedyenin devrim hazırlığı

Dünyanın her yerinde olduğu gibi İngiltere’de de son yıllarda yaşanan yolsuzluk skandalları, uluslararası büyük şirketlerin vergi kaçırmaları, hükümetin sözde tasarruf tedbirleri halkı yıldırmış durumda. İnsanların siyasetçilere olan güveni giderek azalırken tıpkı sisler içinden gelen kahramanlar gibi başında beresi ve en ciddi yüzüyle komedyen Russell Brand ‘devrim’ çağrısıyla İngiliz siyasetine yeni bir soluk getiriyor.

Siyaset yada politika ne menem birşey ki insan ona bulaşmadan edemiyor. Türkiye’de kimler girmedi ki bu yangının içine Fatma Girik, Ediz Hun, Hakan Şükür, Sebahat Akkiraz ve sanırım son dönemin bomba ismi Kadir İnanır. Russell Brand’de bu yangına koşar adım giden İngilizler’den. İlk icraatını “Oy kullanmayın,” diyerek gerçekleştiren komedyen, bu aktivist duruşunun ardından ‘Devrim’ (Revolution) adlı kitabı çıkararak gündemdeki yerini taçlandırdı. Peki Che Guvera görünümlü bu ünlü komedyenin devrim çağrısı ne vadediyor, ülkede yaşanan sıkıntılara gerçekten çare mi?

Son bir yıldır cazibeli hayat tarzını geride bırakıp siyasi aktivist olarak halkın sesi olmaya karar veren Russell Brand, Hollywood yüzü görmüş, karizmatik bir kişiliğe sahip. Brand, hayatında böylesi köklü bir değişiklik yapmasının en büyük nedeni olarak ülke siyasetini gösteriryor. “Sosyal adaletsizliğin böylesi ayyuka çıktığı bir dönemde ülkemin kötü yönetiliyor oluşuna sessiz kalamam,” diyerek de radikal kararının arkasında sağlam bir duruş sergiliyor.

Geçtiğimiz yıl BBC televizyonunda verdiği röportajda halkın görüşlerini temsil eden bir siyasi duruşun olmamasından dolayı oy kullanmanın bir anlam ifade etmediğini belirterek eleştiri oklarını üzerine çekmişti. Brand, ülkeyi yönetenlerin halkı değil de büyük şirketlerde yer alan arkadaşlarını temsil ettiğini ifade ediyor. Siyasi sistemin, yönetenler ve bu sistemin üst kademisinde yer alanların çıkarları doğrutusunda işlediğini dile getirerek, “Bizleri yoran ve gerçekçi olmayan bu yanlış sistemlerden kurtularak asıl bizi temsil eden sistemler kurmamız gerekiyor,” diyor.

Ünlü komedyen, gücün tekrar halka dönmesinin zamanı geldiğini belirterek, gücün palamentoda değil halkın içinde olduğuna dikkat çekerek gereken devrimi bizim hayata geçireceğimiz fikirlerden oluştuğunun altını çiziyor.

Ülkenin kurtarıcısı gerçekten Brand olabilecek mi?

İngiliz komedyen ülkede devrimin gerçekleşebileceğine olan inancını her fırsatta yeniliyor ancak bunun için halkın da bu değişime ve dönüşüme  inanması gerektiğinin altını çiziyor. Russell Brand, devrimin organize şekilde edilmiş sivil itaatsizlikle eğlenceli bir şekilde yapılmasını gerektiğini dile getirerek, “Onaylamadığınız şeylere itaat etmeyin. Bu verginizi ödememekle veya işe gitmemekle olabilir. Örneğin hükümet, konutlandırmalarla ilgili kısıtlamaya giderken bizler niye belediye vergisi ödemek zorunda kalıyoruz diye sorgulamamız gerekiyor,” diyor.

Böylesi bir devrim çağrısı halk tarafından ne kadar benimsenir ya da ne denli yankı uyandırır bilinmez ancak İngiltere’nin daha adil, eğlenceli ve kapsayıcı bir toplum olması için Brand’in söylediklerine dikkat kesilmekte fayda olabilir.

“Sırça köşkten devrim çağrısı yapmak kolay”

Hayatını kökten değiştirmeye çalışan biri olarak konuşmak Russell Brand için eskisi kadar zor olmadığından şimdilerde her söylediği farklı kesimlerin oklarını onun üzerine çevirmesine sebep oluyor. Punk Rock müziğin efsane gruplarından Sex Pistols solistlerinden John Lydon, Brand’in devrim çağrısını duyduğu en saçma şey olarak ifade ederek, “Eğer onun çağrısını dinlerseniz evsiz kalırsınız ama o evsiz kalmaz. Verdiği bütün öğütleri sırça köşküden yapıyor,” diyor. The Guardian yazarı Hadley Freeman ise devrimin gerçekleşmiyeceğini dile getirerek Brand’in bu çabasının sadece ‘kendinden ve ideolojisinden emin olmayan mordernist bir anlayış çerçevesinde yapılmış bir hamle’ olarak görüldüğü yorumunda bulunuyor.

İngiltere için devrim söz konusu mudur bilinmez ancak görünen o ki bir zamanların komedyeni şimdinin iflah olmaz devrimcisi Russell Brand bu konuyu bir süre daha İngiltere gündeminde tutacağa benziyor. (HK/TÜ)

Grafik: Mehmet Ali Maybarskan

Reklamlar