Tolstoy Dayı’dan hayatta mutlu olmanın sırları

Dünya edebiyatının klasik isimlerinden Leo Tolstoy’un Savaş ile Barış kitabında yaşam üzerine pek çok şey öğreniyoruz. Gösterişlikten, deliliğe, kıskançlıktan ailevi sorunlara kadar pek çok şeye değiniyor. Tolstoy’un kendi hayatından birşeylerde öğrenebiliriz.

Bilindiği üzere usta yazar zengin bir aile çocuğuydu. 10 yıl boyunca kendi ifadesiyle gevşek bir hayat yaşayarak insanları aldatan ve onları zevk için öldüren birisiydi. Şimdi böyle bir adamdan mutluluk önerileri nasıl gelir diyebilirsiniz. Ama usta yazar bu çöküşden ve kötü yaşam tarzından vazgeçerek daha radikal ve kendi artistokat ailesine uymayan bir dünya bakışı ile değiştirir. İşte Tolstoy Dayı’nın kişisel yolculuğundan bizim hayat felsefemizi gözden geçirmemizde yardımcı olabilecek tavsiyeler…

1) Açık görüşlü olun

Tolstoy yeni tecrübelere karşı açık görüşlüydü. 1850’li yıllarında Kırım Savaşındaki katliamlara tanıklık etmesi onu ömür boyu bir barış yanlışına çevirir. Hatta 1857 yılında Paris’de halk önünde ki idama tanıklık eder. O kötü tecrübelerden sonra devlete ve kanunlara karşı muhalif olmaya karar verir. Bunun nedenini iktidardakinlerin sadece vahşi olmadıklarına ifade ederek onların adeta zengin ve güçlü kesimin çıkarlarına uğurna hizmet ettiklerini inanır. “Devlet bir komplodur. O yüzden hiçbir zaman hükümete çalışmam” Zaten Tolstoy Dayı  yaşamının geri kalanını bir anarşit olarak sürdürür.

2) Empati kurmayı öğrenin

Rus yazar bambaşka hayatları olan insanların ayakabları içine girmeyi göze alırdı. 1860’li yıllarda yoksul halkdan biri olarak giyinmeye başlar ve  onlarla beraber çalışır. Tarla ekmekten tutunda evlere tamire giderdi. Yoksul kesim ile yaptığı sohbetlerden zevk alırdı. Şehirlerde aristokat kesimini eleştiriyordu. Ona göre diğer insanların yaşamlarını tatmadıktan sonra onların gerçek yaşadığı tecrübeleri anlamayacağınıza inanırdı. Öldürmekten zevk alan birisinden böyle bir dönüşüm inanılmazdı.

3) Fark yaratın

Kendini zengin sınıfından ayrı tutarak yardıma muhtaç insanlara elini uzattı. Örneğin en önemli eserlerinden Anna Karenina kitabına bir yıl ara vererek 1873 yılında ülkede yaşanan mahsul kıtlığından çare olmak için erzak yardımında bulunur. Ailesi ve arkadaşları dünyanı en iyi yazarlarından birinin en iyi eserini bu şekilde önemsiz kılmasına karşı onu deli olarak itham ederler. 1891 yılında ise Tolstoy 2 yıl boyunca bağış toplama ve aşevlerinde çalıştı. Şimdi en çok kitabı satılan bir yazarın iki yıl boyunca işini bir kenera bırakarak insanı yardım yaptığını bir düşüşenize.

4) Basit yaşamanın sanatını iyi bilin

Usta kalem 1870’l yıllarda ağır bir sınır bozukluğu rahatsızlığı geçirir. Ortodoks kilisesinde büyümesine rağmen bu yaşam tarzından vazgeçiyor. Azla yetinmeye ve basit yaşamayı tercih ediyor. İçki ile sigarıyı keser. Vejeteryan olmaya kara verir. Ütopist toplumun kurulmasına öncülük eder. Bunlar  basit ve kendi kendine yeten bir yaşam biçimini belirleyen kişiler olarak tanımlanırlar. Hatta ‘Tolstoyan Toplulukları’ olarak dünyaya yayılır. Örneğin Hindistan’ın bağımsızlık simgesi Gnadhi’nin 1910 yılında Tolstoy Çiftiliği adını verdiği inziva yeri inşaa eder.

5) Çelişkilerinizden sakının

Bu yeni ve basit hayatın çelişkileri ve zorluklarıda yok değildi. Tolstoy dünya sevgisi üzerine vurgu yaparken kendi eşiyle sürekli kavga ediyordu. Tam olarak zenginliğindende vazgeçemedi. Yaşamının son yıllarında aile evinde hizmetçileriyle beraber yaşadı. Ama kitaplarından elde ettiği gelirleride ailesinin itirazlarına rağmen feragat eder. Bazılarınia göre onun bu kişisel değişimi takdire şahandır.

6) Zannatkar olun

Tolstoy Dayı’ya göre akıl ile vücut arasında denge sağlanması yaratıcılğını süreci için önemli olduğunu ifade eder. Kalemi ve not defteri yanısıra yazı masasının yanında tırpan ile hisarda eksik olmazdı. Onu ziyarete gelen yazar ve gazeteciler onu bir çift bot ile uğraşdiğini gördüklerinde şaşıp kalırdılar. Eğer bugün Tolstoy yaşasaydı hayatımızın sosyal medyada zaman harçayımıza biraz sanaya yer vermemizi önenirdi.

7) Sosyal çevrinizi genişletin

Usta yazarın hayatından alacağımız en önemli ders; varsayımlar ve önyargılar ile en iyi şekilde mücadelenin dünyaya yeni bir bakış açısı ile bakmak olduğunu gösterir. Etrafımızı aynı görüşte olmayan insanlar ile çevirmemiz gerektiğini ifade eder. Çoğu insan siyasetçi, işadamı ve hırsız olsun kendi çevrelerinde aynı görüşte olan insanlar ile bir tutarar. Bizlerin bu çevrenin dışında yolculuk etmemiz gerektiğini hatırlatır.

Reklamlar